Bugun...
Bizi izleyin:
    • BIST
      0
      BIST
    • DOLAR
      0
      Dolar
    • EURO
      0
      Euro
    • ALTIN
      0
      Altın



2017 Malatya Hakkında Önemli Bilgiler! - 10 Nisan 2017 Pazartesi

Tarih: 10-04-2017 16:28:25 + -


Bu yazımızda Malatya'da Gezilecek Yerler ve Yerlerin Önemi, Nerelerde Yenir, Malatya'da Neler Meşhurdur, Malatya'nın Tarihi, Malatya'da Okullar ve Eğitim, Malatya'da Nelerelerde Çalışılır, Malatya'da Sanat Anlayışı, Malatya'da Turizm, Malatya Türküleri ve Anlamları, Malatya'da Neler Yenir ve Yemekler Nasıl Yapılır, Malatya'da Öğrenci Olmak, Malatya'nın Tarihi Yerleri, Neden Malatya, Malatya'da Yaşamak, Malatya'da Nerede Alışveriş Yapılır vb sorulara yanıt bulabileceğiniz bilgileri derledik...


2017 Malatya Hakkında Önemli Bilgiler!  - 10 Nisan 2017 Pazartesi

 Bu yazımızda Malatya'da Gezilecek Yerler ve Yerlerin Önemi, Nerelerde Yenir, Malatya'da Neler Meşhurdur, Malatya'nın Tarihi, Malatya'da Okullar ve Eğitim, Malatya'da Nelerelerde Çalışılır, Malatya'da Sanat Anlayışı, Malatya'da Turizm, Malatya Türküleri ve Anlamları, Malatya'da Neler Yenir ve Yemekler Nasıl Yapılır, Malatya'da Öğrenci Olmak, Malatya'nın Tarihi Yerleri, Neden Malatya, Malatya'da Yaşamak, Malatya'da Nerede Alışveriş Yapılır vb sorulara yanıt bulabileceğiniz bilgileri derledik...

 

NEDEN MALATYA           

 Malatya tercih sebebi olduğunda birçok neden sunabiliriz, fakat bu yapmış olduğunuz meslekten tutun da yaş guruplarında dahi farklılıklar göstermektedir. Neden Malatya sorusuna ilk olarak şehrin yaşayanlarına vermiş olduğu güven dolu ortamın etkin olacağını söylemekte fayda var. Malatya da hem diğer büyük şehirle de sahip olduğunuz imkânlara sahipsiniz ‘örneğin, eğitim koşulları, eğlence ve alışveriş merkezleri, ulaşım kolaylığı’ hem de büyük şehrin neden olduğu gürültü kirliliği, asayiş olaylarının fazlalığı ve yaşam standartlarındaki pahalılık gibi olumsuzluklardan minimum seviyede etkilenirsiniz. Neden Malatya sorusuna cevap vermek oldukça zor ve sayfalar dolusu anlatım gerektirir. Biz burada konuyu genel başlıklar altında ele alarak sizleri bilgilendirmeye çalışacağız. Şimdi gözlerimizi kapatalım bir müddet hiç bir şey düşünmeden zihnimizi boşaltalım.  Gözlerimizi açtığınızda kendinizi hayallerinizdeki evde uyanmış ve herhangi bir meslek gurubundan bir görev seçip işe gidiş hazırlığı yaparken düşünün.

                Kanal boyu Malatya’nın en eski caddelerinden, İnönü meydanından yukarı çıktığınızda türkülere konu olan kernek parkından başlayıp itfaiye binasına kadar uzanan ortasından adından da anlaşıldığı gibi süslü minik bir ırmağın aktığı, gelişli gidişli kafelerle bezenmiş bir caddedir. İşte Kernek parkının tam karşısındaki boza ağırlıklı ürünler satan kafenin üstünde bulunan beş katlı duvarları minik fayanslarla süslü mavi beyaz binanın üçüncü katında ikamet eden bir bakır ustasıyım. İsmim yöresel olarak Hammad ama sizin anlayacağınız üzere Mehmet. Malatya çocukluğumun geçtiği iklimi gibi gönlü ılık havası gibi yüzü güzel memleketim. Her gün bıkmadan usanmadan gittiğim ekmek tekneme kanal boyunu kullanarak gidiyorum. Kanal boyundan giderken genelde gidiş geliş iki yolu tam ortadan bölen ırmağın kenarından gitmeyi tercih ediyorum aslında iki amacım var birincisi ırmağın berrak suyunun verdiği huzur ikincisi yol kenarında boylu boyunca bulunan kafelerdeki hayat dolu gençleri rahatsız etmemek. Gençlerin benden rahatsız olacaklarını düşünmüyorum ama Malatya böyledir, aşırı derecede hassastır, senin özgürlüğün başkasının özgürlüğünün başladığı yerde biter, öyle değil mi? Kanal boyundaki ırmağın süzülen suyu ve geçlerin kıkırtıları arasında işime koyuldum. Yolumun üzeri irli ufaklı marketler, özellikle belediyeye ait halk marketler, irili ufaklı dükkânlarla dolu. Her bütçeye, her tarza uygun ürün çeşitliliği Malatya da aradığınızı bulamama gibi bir korkunuz asla olmaz. İş yerim büyük otelin arkasındaki bakırcılar çarşının da bulunuyor. Bu bölge adeta açık hava alış veriş merkezi, şire pazarı, ayakkabıcılar çarşısı, yüncüler, bohçacılar, balıkçılar hediyelik eşya dükkânları, gelinlikçilerle dolu. Şehrin merkezinden sıkılanlar için Malatya’nın Beyler deresi girişinde bululan Malatya Park, Elazığ yolu üzerindeki devasa AVM Malatya sakinlerine farklı ortamlarda hizmet alma imkânını sunmakta.

                Malatya eğitim imkânları olarak ta Türkiye genelinde sıralamaya giren öğrencilerinden, büyük devlet adamlarından anlaşılacağı üzere gelişmiş bir ilimizdir. Şehrin genel yapısı gereği asayiş yönünden olumsuzlukların az olması, sosyal imkânların fazla olması gençlerimizin sağlıklı bir şekilde yetişmelerini sağlamakta. Benim kızımda Atatürk Anadolu lisesinde okuyor, şuan lise sonda umarım kendisinin de istediği İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesini kazanır. İnönü Üniversitesi Hastanesi birçok alanda dünyada ilklere giren devasa bir araştırma hastanesidir. Bazı ameliyatlarda ilk olma özelliğine sahip deneyimli doktorlarımızın tıp bölümü öğrencilerini de deneyimleriyle en donanımlı bir şekilde yetiştirdiği eğitim kurumları arasında.

                Malatya her anlamda yaşanılası bir şehirdir. Mütevazi bir kazanca sahip olan ben bakırcı ustası Hammad yani Mehmet üç çocuğumu ülkemize faydalı, en kariyerli meslek grubunda yer alacak şekilde büyüttüm. Zaten yaşamın asıl manası geleceğimiz emanet ettiğimizin gençlerimizi en huzurlu ortamlarda en donanımlı şekilde büyütmek değil mi? Ben bunu başardım daha doğrusu Malatya sayesinde başardım. Herkesi Malatya ya beklerim.

 

MALATYA’NIN TARİHİ

Yukarı Fırat Havzası'nda yer alan Malatya, coğrafi konumu, tarihi kervan yollarının üzerinde bulunması ve sahip olduğu zengin su kaynakları nedeniyle, Neolitik Çağ'dan bu yana yerleşimlere sahne olmuştur. Malatya, bulunduğu konumda bölgenin en gelişmiş şehridir. İlk olarak Hitit döneminde kurulmuştur. O günden bugüne el değiştirerek yıkılıp yeniden yapılarak günümüze kadar gelmiştir.

 

Malatya'nın adı Kültepe tabletlerinde Melita olarak, Hitit tabletlerinde "Maldia" olarak geçmektedir. Malatya kelimesi Hititçe bal anlamına gelen Melid kelimesinden türetilmiştir. Eski çağ coğrafyacılarından Strabon, Malatya'yı, kesin olarak belirtmemekle birlikte, Komagene sınırında Kapadokya Krallığı'nın (M. Ö. 280 - 212) on valiliğinden biri olarak göstermiştir. Cafer Höyük kazılarıyla, Malatya ve çevresinin M.Ö. 7000 yılında İskâna başladığı anlaşılmaktadır.

Doğu Roma yönetiminde uzun yıllar kalan Malatya, askeri bir üs olarak kullanılmıştır. Bizans İmparatoru  (457-474) Malatya'yı İmparatorluğun 12. Temi olarak adlandırmıştır. 532 yılında imparator Justinyanus zamanında şehir surları yeniden restore edilerek müstahkem hale getirilmiştir. Bunun zamanında Malatya, bir eyalet merkezi durumundadır. Bizanslılar, Malatya'yı Romalılardan daha çok geliştirmişlerdir. Şehrin su ihtiyacı, bugün olduğu gibi Derme Suyu olarak bilinen Gündüzbey su kaynaklarından karşılanmıştır. Yörede Gündüzbey, Yeşilyurt, Yakınca, Banazı, Bostanbaşı ve Tecde adıyla bilinen yerleşim merkezlerinin Bizans döneminde kurulduğu sanılmaktadır. Çünkü bahsi geçen yerlerde Bizanslılardan kalma mozaikli havuz ve ev kalıntılarına rastlanmaktadır. Bunlardan birisi Tecde'de bulunan Zirai Araştırma İstasyonu Meyve Fidanlığının bulunduğu, alanda olduğu tespit edilmiştir. 1985 yılında sözü edilen yerde yapılan havuz çalışmaları kazısı sırasında 7 adet altın Bizans sikkesine rastlanmıştır. Bunlar Malatya Müzesinde sergilenmektedir. Bir diğeri ise Yukarı Banazı (Konak) köyünün Horata adı verilen suyun yakınında bir üzüm bağının içindeki kalıntılardır. Öte yandan şehir içinde ve çevresinde bulunan kale kalıntılarından şehrin geniş bir alana yayıldığı ve Hıristiyanlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Şehir ve çevresinde çok sayıda kilise ve manastır yaptırılmış, ancak bu mabetler İslam-Bizans mücadelesi sırasında tahrip edilmiştir. Müslümanlar tarafından yaptırılan cami ve mescitler, Bizanslarca aynı tarzda hareket edilerek yıktırılmıştır.

Anadolu'nun tamamen Türkleşmesine kadar Malatya, Bizans ve Müslüman Araplar arasında paylaşılamayan bir merkez konumundadır. Malazgirt savaşından sonra I. Kılıç Arslan tarafından kuşatılan ancak, Haçlıların İznik'i kuşatmaları haberi üzerine bırakılan Malatya, artık Danişment Gazi'nin fethi ile (18 Eylül 1101) Türk beldesi olmuş, daha sonra da Selçuklular ve Danişmentliler idaresinde kalmıştır.

Anadolu Selçuklu Sultanı I. Kılıç Arslan, öteden beri almak istediği Malatya'nın Danişmentlilerin eline geçmesini iyi karşılamadı. Melik Danişment Gazi, Niksar'da tutuklu Haçlı komutanlarını fidye karşılığında serbest bırakınca, Anadolu Selçukluları ile Danişmentlilerin arası açıldı. I. Kılıç Arslan 1103 yılında Danişmentliler üzerine yürüdü. Maraş yöresindeki savaşta I. Kılıç Arslan üstün geldi. Melik Danişment Gazi'nin 1105 yılında ölümünden sonra Anadolu Selçukluları Malatya'yı kuşattılar. Kenti elinde tutan Melik Danişment Gazi'nin oğlu Yağısıyan fazla dayanamayacağını anlayınca kenti Anadolu Selçukluları'na teslim etti.

Selçuklular devrinde Malatya, sanayi ve ticareti ileri, zengin bir şehirdi. Memluk askerleri bu zengin şehri yağmalamaya başladılar. Müslüman Hıristiyan farkı gözetmeksizin kıymetli eşyalarını alarak esir ettiler. Bununla beraber dönüşte Müslüman esirleri serbest bıraktılar. Memluklar kentten ayrıldıktan sonra Emir Çoban, Malatya'ya gelip düzeni sağladı. Yakılıp yıkılan yapıların onarılmasını emretti. Malatya'nın müdafaası için de 2000 süvari bıraktıktan sonra, 1315’te Tebriz'e dündü.

Malatya, 1515 yılından itibaren Osmanlı yönetimi altında huzur içerisinde yaşadı. 1577 yılında Suriye'de, Şam Diyade adlı Türkmen aşiretinden Şah İsmail olduğunu iddia eden bir kişi ayaklandı. Malatya yöresindeki Türkmenlerin de ona katılmasıyla sayıları 50.000'i aşan asiler, Kırşehir yöresine kadar ilerlediler. Osmanlı Devleti bu ayaklanmayı güçlükle bastırdı.

XIX. yüzyılın başlarında, Malatya kenti harap bir durumdaydı. Yılın yaklaşık 3/4'ünü bağlarda geçiren halk, bu yörelerde yerleşme eğilimindeydi. Kent de bu sebepten dolayı gelişemiyordu. 1835 yılında Malatya'dan geçen J. Brand, kentin sürekli eşkiya saldırısına uğradığını sıkça görülen salgın hastalıklardan zarar gördüğünü belirtmektedir.

838 yılında, Osmanlı ordusu komutanı Hafız Paşa, karargahını Harput Mezra'dan Malatya'ya taşıyınca, Eski Malatya (Battalgazi) tamamen terk edilmeye başlandı. Askerlerini barındıracağı ev bulamayan Hafız Paşa, bağlara göçen halkın evlerine el koydu. Ordu, 1838-1839 kışını Malatya'da geçirince kent halkı bağlara sığınmak zorunda kaldı. Bağların bulunduğu Asbuzu yöresi (bugünkü) Malatya olarak gelişmeye başladı. Ordu Nizip Savaşı için Eski Malatya'dan ayrıldıktan sonra, halk harap olmuş evlerine dönmedi. Yeni Malatya'nın kurulduğu Asbuzu yöresi, sulu bahçeler ve bağlardan oluşmaktadır. Ayrıca bağ ve çevrelerinde ufak yerleşim yerleri de bulunmaktaydı. Zamanla dış mahalleler Asbuzu ile birleşti. Malatya XIX. yüzyıl boyunca küçük bir kent olarak kalmış, asıl gelişmesi Cumhuriyet döneminde olmuştur.

Uzun süren savaşların yorduğu, maddi ve beşeri kayıpların had safhaya ulaştığı ve umutların tükenmek üzere olduğu bir anda, bu ulusun tarihte birçok kere yaptığı gibi, tüm ulus kenetlenmiş ve Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde silkinerek, işgalciler tarafından kendisine biçilen kefeni yırtmış ve modern Türkiye Cumhuriyetini kurmuştur. Kayıtsız ve şartsız Halk Egemenliği ile taçlandırılan bu yeni dönem savaşın yaralarının sarılması, hızlı bir ekonomik kalkınma ve muasır medeniyet çizgisini aşmak için yoğun çabaların yaşandığı bir dönem olmuştur. Sosyal, siyasal ve ekonomik alanda yapılan reformlar, tarihten gelen "doğru" olanı çabuk özümseme yetisi ile halk tarafından özümsenmiş ve adeta toplumsal bir dönüşüm başarılmıştır.

Bu süreçte Malatya ‘da sosyal ve ekonomik alanda büyük gelişim göstermiştir. Cumhuriyetin ilk yıllarında benimsenen devlet eliyle kalkınma sürecinde Malatya ‘da yapılan kamu yatırımları Malatya ilinde sanayinin önünü açmış ve sanayicilere ufuk kazandırmıştır.

Cumhuriyetle birlikte il olan Malatya, yabancı işgaline uğramayan, nadir kentlerinden biridir. Mustafa Kemal Atatürk'ün, Cumhuriyetin ilanından sonra yurt çapında başlatılan ekonomik kalkınma faaliyetlerinin gelişimini incelemek üzere gittiği yerler arasında Malatya da bulunmaktadır.

 

MALATYA’NIN TURİZMİ

Malatya birçok medeniyete ev sahipliği yapmasından dolayı tarihi eser bakımından oldukça zengin bir ilimizdir. Tarihi zenginliğinin yanında muhteşem doğası, uçsuz bucaksız ovaları, bu düzlükleri kaplayan ağırlıklı kayısı bahçeleri ve meyve bahçeleriyle ziyaretçilerini farklı bir ruh haline sokmakta. Misafirperver bir yapıya sahip olan Malatyalılar memleketlerini ziyarete gelen yabancılara ilin tatlarını ikram etmede oldukça bonkördürler. Malatya doğal zenginlikleri, mesire alanlarının yanı sıra tarihi zenginlikleriyle de ziyaretçilerine geniş bir yelpaze sunmakta. İsterseniz ilk olarak tarihi mekânları ziyaret edip akabinde doğal zenginliklerinin tadını çıkaralım.

Malatya merkeze geldiğimizde Çavuşoğlu Mahallesinde bulunan Tashoron Kilisesi’ni akabinde Malatya meydanda bulunan halktan toplanan paralarla yapılmış İnönü Anıtı, hemen arkasındaki tarihi Hükümet Binası, Fuzuli Caddesinden çıktığımızda yine halktan toplanan paralarla yapılan Atatürk Anıtı, Atatürk Anıtının yanında bulunan Atatürk Evi ve iki yüz metre aşağıda bulunan halen İlköğretim olarak kullanılan tarihi Gazi İlköğretim Binası ve yürüyüş mesafesindeki eski Malatya evlerine en güzel örneklerden biri tarihi beş konaklar, ‘aslında on üç binadan oluşan bitişik yapılarından dolayı beş konaklar denmiş’ yine Malatya evlerine iyi bir örnek olan Karakaş ailesine ait olan Karakaş Konağı’nı araç kullanmadan gezmek mümkün. Yorucu geçen gezimizin ardından kanal boyu denilen ortasından restore edilmiş ırmak ve sağlı sollu kafeteryaların olduğu mevkide çayımızı yudumladıktan sonra Kernek parkının hemen yanındaki Malatya müzesinde de Hititler, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklu ve Osmanlılardan kalma eserleri görmemiz mümkün. Malatya merkezde bulunan tarihi mekânları gezdikten sonra sırasıyla Eski Malatya ( Battal Gazi ), Pütürge, Darende ilçelerinde bulunan tarihi yerleri gezmekte fayda var. Aslında Malatya’nın bütün ilçelerinde tarihi mekanlara rastlamak mümkün örneğin Hekimhan da ki tarihi Taşhan, Köprülü Mehmet Paşa Camisi, Köprülü Mehmet Paşa Hamamı, Güzelyurt Höyüğü, Kuluncak İlçesindeki Kabak Abdal Türbesi, Eşref Höyüğü ve Yer Mozaikleri, Yazıhan’daki Abdüsselam Cami, İriağaç Cami, Buzluk Mağaraları, Fethiye Höyüğü, Kuruçay Höyüğü, Arapgir İlçesinde ki Osman sırtı mağaraları, Eskişehir Harabeleri, İndere Mağarası, Büyük Kozluk Köprüsü, Meydan Köprüsü, Eski Arapgir Kale Köprüsü, Arapgir Kalesi, Osman Paşa Çeşme ve Hamamı, Molla Eyüp Mescidi,  Ulu Cami, Akçadağ İlçesinde Levent Vadisi diye bilinen mevkide Hitit Çağına ait mağaralar, Ferik Kalesi ve Jeolojik Mağaralar bulunmaktadır. Fakat özellikle Batalgazi ve Pütürge ilçeleri tarihi yerler bakımından diğer ilçelerimize göre daha zengin olduğundan önceliği bu ilçelerimize vermeliyiz.

Battalgazi ilçesi Malatya’nın merkez ilçelerimizden birisi olup Eski Malatya adıyla da anılmakta Malatya’nın ilk yerleşim yeri olma özelliğine sahiptir. İlçenin her yerinde eski surlara rastlamak mümkün, 1224 yapım tarihli Ulu Cami, 1394 yapım tarihli Vaiz Baba Cami, 1583 yapım tarihli Karahan Cami, 1573 yapım tarihli Ak Minare cami, Sütlü Minare, 1588 yapım tarihli Toptaş cami, 1243 yapım tarihli Namazgâh, 13 yy. yapımı tahmin edilen Halfeti Minaresi, 1563 yapım tarihli Emir Ömer Türbesi,  Kanlı Kümbet, 1637 yapım tarihli Silahtar Mustafa Paşa Kervansarayı,  13 yy. yapım Kırkkardeşler Şehitliği ve daha onlarca tarihi yer ziyaretçilerini beklemekte. Darende ilçesi merkeze yaklaşık yüz km mesafede olup 17 yy. yapıldığı kabul gören Somuncu Baba Türbesi, Somuncu Baba Cami Minaresi, İkiz Türbe, 1763 tarihli Mehmet Paşa Kütüphanesi ayrıca onlarca tarihi mekânı barındıran doğal güzelliğiyle ziyaretçilerini büyüleyen bir ilçemizdir. Son olarak Pütürge İlçesi tarihi zenginlikleriyle en çok yabancı turist çeken ilçemizdir. Nemrut dağının zirvesinde bulunan 2000 yıl önce Komagene Kralı I. Antiochos tarafından yapılmış açık hava tapınağı ve devasa heykeller ziyaretçilerini hayrete düşürmekte.

Doğal zenginlikleri açısından Malatya ilimiz merkezi ve ilçeleriyle farklı güzelliklere sahip olmasına karşın Akçadağ İlçesinde bulunan Sultansuyu Harasındaki yarış atlarını görüp barajın kenarında bulunan doğal mekanlarda balık ziyafeti, Doğanşehir ilçesi Sürgü barajı civarında ki Takas Alabalık Tesisleri, Yeşilyurt ilçesinde kiraz bahçeleri arasında ki mesire alanları, Temmuz ayında Orduzu Pınar Başı mevkinde düzenlenen kayısı festivali, konser ve yarışmaları, Karakaya Baraj Gölünde Dalgıçlık, Kuş İzleme ve Rüzgar sörfü, ayrıca Darende ilçesinde ki Gülpınar Şelalesinin eşsiz güzelliğini seyreylerken semaver ve mangal keyfi yapmanızı tavsiye ederiz.

 

MALATYA’NIN SANAT ANLAYIŞI

Malatya, Doğu Anadolu bölgesinde yer alan Türkiye’nin her alanda nabzını tutan önemli büyükşehirlerinden biridir. İnönü üniversitesi de bu görevi yerine getirme noktasında yardımcı olan Türkiye’nin sayılı üniversitelerindendir. Malatya’da Valilik, Üniversite ve belediyenin aktif rolleri sonucu ulusal ve uluslararası faaliyetler ile önemli sanatsal etkinlikler yapılmakta, yörenin sanatsal özellikleri tüm dünyaya duyurulmaya çalışılmaktadır. Ayrıca Avrupa Kültür Vakfı aracılığıyla uluslar arası etkinlikler yapılmaktadır. Malatya Belediyesi,  festival ve sempozyumlar düzenleyerek, Malatya kültürünün uluslar arası boyutta tanıtılması için çeşitli çalışmalar yapıyor. Ülke çapında ses getiren konferans, panel, seminer, yarışma, anma programı, sergi, fuar ve festivallere imza atan Malatya Belediyesi, kültürel amaçlı kitaplar da yayınladı.

Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Çakır, Büyükşehir Belediyesi tarafından hazırlanan albümlerin, sanatsal üretimi teşvik edici bir rol oynayacağını söyledi. ‘Mabesem Eşlik’ isimli enstrümantal DVD albüm ile ‘Memleket Mısraları’ adlı DVD albümleri Malatyalıların beğenisine sundu.
Malatya Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı öncülüğünde hazırlanan “Mabesem Eşlik” isimli enstrümantal DVD albümünde 10 eser yer alıyor. Her iki albüme de önsöz yazan Başkan Çakır, ’21. Yüzyıl Türkiye’sinde etkinliği ve önemi her geçen gün artan yerel yönetimlerin, topluma karşı samimiyetle üstlenmesi gereken ödevlerinden birinin de, sanatsal faaliyetler olduğu bir gerçektir. Malatya Büyükşehir Belediyesi olarak kültür harcımızın bir bileşeni olan bu faaliyetlerin, sadece eğitim ve icra boyutuyla kalmayıp, üretim boyutuyla da halkımızla buluşması, bizler için büyük bir mutluluk vesilesidir” dedi. Bunun yanı sıra belediye tarafından daha önce de 2 sesli eserin hazırlanarak, Malatya’ya kazandırıldığı belirtildi.

Yine belediye tarafından 2010 yılında düzenlenen Uluslararası Taş Heykel Sempozyumu’na 12 ülkeden 12 heykeltıraş katılırken, 1 ay süren sempozyum sonunda Malatya’ya 12 heykel kazandırıldı.

9-10 Ekim 2010 tarihlerinde Malatya Belediyesi-TÜRKKAD iş birliği ile İstanbul /Zeytinburnu Kültür Sanat Merkezi, 15-17 Ekim Malatya Belediyesi Konferans Salonu’nda ortaklaşa olarak düzenlenen uluslararası Niyazi-i Mısri Sempozyumu’na yurt içinden ve dışından 37 akademisyen ve yazar katılarak tebliğ sundular. 7-9 Temmuz 2011 tarihlerinde Limni Belediye Başkanı Chatzidiamantis Antonios ve beraberindeki heyet Malatya’yı ziyaret ederek Limni Belediyesi ile Malatya Belediyesi arasında “Kardeş Belediye Anlaşması” imzalandı. İki belediye arasında Mısri’nin tanıtılması amacıyla kültürel işbirliği yapılması karara bağlandı. 26 Mayıs 2012 tarihinde hazretin kabrinin bulunduğu Yunanistan’ın Limni Adası’ na gezi düzenlenerek burada bir panel yapıldı. Panele dönemin Malatya Valisi Doç. Dr. Ulvi Saran, Çanakkale Valisi Güngör Azim Tuna, Belediye Başkanı Ahmet Çakır başta olmak üzere 200’e yakın kalabalık bir topluluk katıldı. 2-3 Ekim 2012 tarihleri arasında Malatya Belediyesi tarafından Malatya /Anemon Otel’de düzenlenen 3. Uluslararası Niyazi-i Mısri Sempozyumu’nda ise yine yurt içi ve dışından katılan 28 akademisyen ve yazar tebliğlerini sunarak Mısri’yi çeşitli yönleriyle tanıttılar. Ayrıca son dört yılda çeşitli tarihlerde 2 adet panel ve 3 adet konferans düzenlendi. Malatya Valiliği, Malatya Belediyesi ve Battalgazi Kaymakamlığı ile ortaklaşa olarak başlatılan proje kapsamında Battalgazi ilçesinde 20 dönümlük bir alanın tahsisi yapılarak hazretin adını taşıyan bir kültür merkezinin yapımı için çalışmalar başlatıldı.

30 Nisan – 05 Mayıs 2013 Tarihinde ikincisi düzenlenen, Bölgenin en büyük  kitap ve Kültür Fuarı çok büyük bir ilgi gördü. Türkiye’nin en büyük ve seçkin yayınevleri ve yazarları yoğun okuyucu kitlesiyle buluştu.  4 Haziran 2013 tarihinde Malatya Belediyesi’nin katkılarıyla Çanakkale Üniversitesi İlahiyat Fakültesi tarafından Çanakkale Troya Kültür Merkezi’nde bir konferans ve tasavvuf musikisi konseri düzenlendi.

Sanatsal etkinliklerinin yanı sıra sanatsal markaları da mevcuttur. Malatya Belediyesi hizmet binası karşısındaki Sanat Merkezi’ndeki atölyede bez bebek öğreticisi Cevdet Bozdağ tarafından üretilen ‘Aşhan Bacı’ isimli bez bebekler, Türk Patent Enstitüsü (TPE) tarafından tescillendi. Malatya yöresine özgü  ‘Aşhan Bacı’ bez bebekleri, Türkiye’de bir marka haline geldi.

Malatya Valiliğinin katılımıyla Avrupa Kültür Vakfı (ECF), İşbirliği Hibeleri çerçevesinde “Ulusaşırı Sanatsal ve Kültürel Etkinlikler”e hibe desteği sağlayacaktır. Çağrı, kültür kurumlarının ulusaşırı boyutta, sektör dışında yer alan kurumlarla işbirliği içinde kültürel ve sanatsal projeler yürütülmesini amaçlamaktadır. Çağrı kapsamında genel anlamda yenilikçi kültürel etkinlikler gerçekleştirilmesi teşvik edilmektedir. Sanatsal çalışma yaratılması, medya projeleri, kültürel politikalar geliştirilmesi, kültürel aktörlerin kapasitelerinin artırılması hedeflenirken; yöresel, etnik, folklorel etkinlikler, yalnızca turizme odaklanan faaliyetler, yaz kampları, öğrenci değişimleri, tek seferlik sunum, performans, gösteri vb. çalışmalar ise desteklenmesi öngörülmeyen faaliyetler olacaktır.

 

MALATYA’DA YAZ

Dört mevsimi en güzel halleriyle yaşarsın güzel ülkemde. Her bir şehir de bu mevsimler farklılıklarla geçer. Kimisinde yazlar uzun kışlar ılıktır, kimisinde yazlar kısa kışlar sert ve soğuktur. Nerede olursa olsun yazı da kışı da ayrı bir güzeldir. Bir yerde denize girerken başka bir yerde kayak merkezlerinde kar üstünde tatil yaparsın. Dedik ya yazda güzeldir kışta bu memlekette. Bu memleketin doğu Anadolu’sunda yer alan Malatya’da ise yazlar ayrı bir güzeldir. Malatyalım diye söylemiyorum ama bu mevsimde akça akça olur ağaçların tepeleri. Bu yüzden demişler bir ilçesine Akçadağ diye. Kış ve ilkbahar boyunca aldığı yağış ile toprak tüm bünyesini doldurmuş artık filiz verme vakti gelmiştir, tomurcuklu ağaç tepeleri ile her yerin görünümü bembeyaz bir güzelliğe bürünür. Ağaçlar duvaklarını giyinmiş ürün verme mevsimine girmiştir.

Yaz mevsiminde nüfusta epeyce artmaktadır. Nüfusu arttıran sebepler arasında elbette Malatya’nın tarihi eserlerinin bulunduğu Battalgazi, Darende’nin doğal güzelliğini görmek isteyip rafting yapmak isteyenler, Arapgir’in bağbozumu şenliğine katılanlar, alışveriş için burayı tercih edip kapalı çarşısısın dan Malatya Park’a kadar gezip görenler vardır.  Fakat asıl sebep memleketin tüm ilçelerindeki en lezzetli kayısılarını, Yeşilyurt’un kirazını, Arapgir’in kara üzümünü, Hekimhan’ın cevizini toplamaya gelen gurbetçiler ve onlara yardımcı olacak işçilerdir. Dört bir taraftan çoluk çocuk gelen işçiler yerleşirler kayısı hasatı sonuna kadar.  Gurbetçiler de bir bir gelmeye başlarlar başka yerlerden memleketlerine, önce rahat toplayabilmek ve ürüne zarar vermesini önlemek için bahçeler temizlenir. Hasatın büyüklüğüne göre de işçiler alınır ve başlanır kayısılar dallarından koparılmaya. Toplama işlemi bittikten sonra özellikle bayanların ellerinden birer birer işlenir her bir kayısı. İçlerinden çekirdekleri çıkarılır, parmakların arasında yassılaştırılır. Bu işlemden sonra kayısıya “batik” denir. Bir kısmı kükürtlü depolara giderken bir kısmı da direk güneşin altına serilir. Güneşin altında kararan kayısılar gün kurusuna dönüşür. Gün kuruları ile en lezzetli kayısı sucuk ve tatlıları yapılır. Kükürtlü depolardan çıkarılan ise kurutulmak için serilir harmanlara ve sapsarı altın gibi ışıldamaya başlar. Hasat bitmiştir artık şire pazarının yolu tutulur. Malatya’da yazın ortasında, temmuz ayında, herkes bu telaş içindedir. Eğer kayısı bahçesine sahip değilseniz yazı gezerek, eğlenerek veya dinlenerek geçirebilirsiniz.

Türk milletinin hayatından önemli yer kaplayan mangalın keyfi bu şehirde yaz aylarında bir başka güzeldir. Yaşadığın yer buna uygunsa hafta da bir kendini piknik alanlarında mangal yaparken bulabilirsin. Malatya’da yaz aylarında birbirinden güzel mesire alanları ile buna çok uygundur. Darende Somuncu Baba şelalesi, Akçadağ Sultansuyu harası ve alabalık çiftliği, Doğanşehir’de Sürgü Takaz alabalık tesisleri, Karakaya barajı gölü etrafındaki mesire alanları ile yaz aylarının vazgeçilmez etkinliği olan piknik ve mangal keyfinin en iyi mekânları olmaktadır.

Malatya’da yaz aylarından gelenekselleşmiş bir şey vardır ki o da kanal boyu denilen yerde dondurma yemektir. Halk arasında “yalama yolu” da denilen bu yerde yaz akşamları şehrin en canlı yerlerinden biridir.  Ortasından kanal suyunun geçtiği bu cadde yaklaşık 2 km uzunluğunda her iki tarafı ailelerin huzurla takılabileceği cafeler, restaurantlar, tatlıcılar ve dondurmacıların bulunduğu mekânlar ile çevrilidir. Buradaki mekânlarda komşu ilden gelme olan nefis Maraş dondurması ve yanında ikramı olan Antep fıstıklı kuru baklavası ile tadı damağınızda kalacak iki lezzeti bir arada bulabilirsiniz. Maraş dondurmasını bıçağınızla kesip baklavanın üzerine koyarak yediğiniz anda damağınızda hissettiğiniz lezzet, size “keşke yaz hiç bitmese” dedirtecektir.  Özellikle bu lezzetin en iyisini tadacak bir ilde, Malatya’da, bulunuyorsanız. Birçok ilde olduğu gibi Malatya’da da yaz mevsiminin özellikle yaz akşamların keyfi bir başka güzeldir.

 

MALATYA’DA KIŞ

Türkiye’nin dörtte üçlük coğrafyası karasal iklimdir. Yazı sıcak, kışı soğuk ve sert geçer bu iklim alanı içindeki bölgelerde. Doğu Anadolu bölgesi içerisinde yer alan Malatya ili de bu iklim kuşağı etkisi altındadır. Kışı kar yağışlı ve sert olmasına rağmen yer şeklinin genel özelliğinin ova olması, enlem etkisi ve Arap yarımadasının çöl rüzgârlarının etkisi altında kalması sebebiyle karın yeryüzünde uzun süre durmaması dolayısıyla kayak merkezleri gibi kış sporlarının yapıldığı yerlerin gelişmesini engellemiştir.

Kış mevsimine merhaba derken bozkır kahverengi ovalar yavaş yavaş beyaza bürünür, bembeyaz bir okyanusun tam ortasındasın sanki ucu bucağı görünmeyen bir beyazlık kaplar ortalığı ve bu arada Malatyalıları da bir takım sıkıntılar bekleyecek demektir. Her mevsimin hem güzellikleri hem de zorlukları vardır, elbet. Ama ne yazık ki karasal iklimlerin kışları da sert geçer. Elleri dondurur, yürekleri dondurur, ırmakları dondurur.  Zorluklarla dolu olan bu mevsim aslında şehrin beslenme dönemidir. En yağışlı dönemini yaşar kışla birlikte, toprak yaza doğru verecek verimleri için şimdiden doyurur kendini. Dünyanın en iyi kayısıları çıkacaktır tek tek ağaçların dallarından, bunun yanı sıra Yeşilyurt’un kirazı, Hekimhan’ın cevizi, Akçadağ’ın armudu, Arapgir’in kara üzümü… Hepside bu mevsimde alırlar tomurcuklanmak için besin kaynaklarını. Ayrıca Malatya’nın her köşe başında akan buz gibi suları da bu mevsimde yağan karın soğuk suları ile beslenir.

Kış mevsiminin zorluklarından bahsederken elbette en çekilmezi ulaşım olmaktadır. Karın kapattığı yollar, özellikle köylerde yaşayan çocukların okul yollarını hem zorlu bir mücadeleye dönüştürmekte hem de onlara eğlenceli bir macera sunmaktadır. Karlı yollarda dizlerine kadar karlara bata çıka o yolları yürürken hayat şimdiden kolay olmadığı göstermektedir, küçük yüreklere.  Tabii çocuk yüreği bu! Zorlukları oyun görür gözleri, ellerde kartopları birbirlerini yakalamaya çalışırlar. Karlarda yuvarlanır, baktılar inemeyecekler buzlu yollardan bir poşet bulup kaymaya başlarlar yokuş aşağı. Çocuklar oyunları ile atlatırlar bu zorlu yolları ama büyükler için o kadar da eğlenceli değildir. Özelliklede birini sağlık kuruluşuna yetiştirmekse amaç o zaman Allah kolaylık versin demekten başka çare yoktur. Doğa ile insanın yaşam savaşında hangisi güçlü ise o galip gelir ve yoluna devam eder.

Kış mevsiminin uzun sürdüğü yerlerde genellikle sosyal aktiviteler kapalı alanlarda yapılır. Bu nedenle alışveriş ve yaşam merkezleri, cafeler, oyun salonları önemli yer tutarlar. Her yaştan ve cinsten insana hitap eder şekildedir. Çocuğuyla yaşlısıyla, erkeğiyle kadınıyla kim ne yapmak isterse gerçekleştirebilecek imkânlara sahiptirler.  Kışın evden çıkmanızı sağlayacak nedenler sadece kapalı alanlardaki eğlence ve alışveriş merkezleri değil tabii,  doğayı ve sporu sevenler için karın üzerinde unutulmayacak, huzuru doruklarda yaşayacağınız bir doğa yürüyüşüne çıkabilirsiniz. Malatya’nın ovalarını en doğal hali ile sessizlik, sakinlik, doğa ve kendinizle baş başa kalabilirsiniz. Yürüyüşünüzü biraz heyecanlandırmak ve belli bir amaç doğrultusunda yapmak istiyorsanız eğer avcılık belgenizde varsa tavşan, keklik, bıldırcın gibi av hayvanlarının peşine düşerek başka bir spor alanına geçiş yapabilirsiniz. Önemli derecede kondisyon gerektiren bir spordur, hazırlıksız iseniz yalnız başınıza gitmemenizde yarar var çünkü karın altında yorulmanız can güvenliğinizi tehlikeye düşürebilir. Bu gibi önlemleri alarak ve kanuni sınırlar içerisinde uygun zaman ve yerde yapılacak özellikle de amaca da ulaşılmış ise eğlenceli bir spordur. Dinlenmek için ise bir ateş yakılıp hem amaca ulaşmanın zaferini kutlamak hem de kışın yapılacak eğlenceli ikinci aktivite olacak şeyi yapmak için önce üşümüş olan eller ısıtılır ve midenizdeki açlığa cevap verecek mangal keyfi ile taçlandırılır.

Malatya’da kış, hem güzel hem zor, hem gerekli hem de sıkıcı tüm duyguları tadabileceğiz şekilde yaşayabileceğiniz bir mevsimdir.

 

MALATYA’DA EĞLENCE MERKEZLERİ

Malatya henüz bir yıldır büyük şehir olmasına rağmen muazzam şehirleşmesi ve doğal güzellikleriyle büyük eğlence merkezlerini andırmakta. Burada insan sadece kendine şu soruyu sormalıdır, Neleri yapmak beni eğlendirir? Çünkü Malatya, zamanın hoş geçirilmesi denildiğinde çok sayıda seçenekler sunmakta. Alışveriş merkezlerinde bulunan eğlence merkezleri, şehrin her yerine serpilmiş irili ufaklı mekânlar, sosyal aktivite alanları, mesire yerleri avcılık ve spor alanlarıyla şehrin sakinlerine çeşitli imkânlar sunmaktadır.

Malatya günlük hayatta tercihlerimize göre çeşitli seçenekler sunar. Eğer Malatya’ya eğitim amacıyla gelmiş bir öğrenciyseniz İnönü Üniversitesinin sosyal imkânlarının yanı sıra yüzme havuzunda bolca zaman geçirip ardından üniversite binasına oldukça yakın olan Orduzu Pınar Başı mesire alanında arkadaşlarınızla birlikte semaver ve mangal keyfi belki sonrasında lunaparktaki oyuncaklarda oldukça eğlenceli saatler geçirebilirsiniz. Üniversite’nin düzenlemiş olduğu turlarla veyahut kendi aracınızla Pütürge İlçesinde bulunan Nemrut Dağı’ndaki harabeler ve devasa heykelleri, hemen hemen her ilçesinde, özellikle Eski Malatya’da bulunan eşsiz tarihi eserleri ziyaret ederek de hoş bir zaman geçirebilirsiniz. Üniversite’nin sosyal imkânları hariç diğer bütün aktiviteleri de öğrenci olmadan yapabiliriz. Malatya ilinde fazla olmamakla beraber az da olsa alkollü eğlence merkezleri bulunmasına rağmen özellikle şehre yayılmış vaziyetteki yüzlerce türkü kafede zaman geçirmenizi şiddetle tavsiye ederiz. Yöresel sunumların yanı sıra müzik ile doğallığın, samimiyetin buluştuğu bu mekânlarda oldukça renkli anlar yaşayabileceğinizi umuyoruz.

Malatyalılar eğlence denildiğinde daha çok halka açık yerleri tercih etmektedirler. Doğanşehir ilçesi sürgü barajı yanındaki alabalık tesisleri, Akçadağ ilçesi Sultan Suyu Harası At çiftliği ve mesire alanı, Sultan Suyu Baraj gölü alabalık tesisleri, Darende ilçesi Günpınar şelalesi, Yeşilyurt ilçesi kiraz bahçeleri arasındaki mesire alanları, Orduzu Pınar Başı mesire alanı gibi yerler Malatyalıların ağırlıklı olarak aileleri ile birlikte zaman geçirip eğlendikleri güvenli alanlardır. Özellikle yaz aylarında trafiğe kapatılan kanal boyunda ki insan seli arasında savrulup, caddenin üzerinde bulunan Malatya usulü Maraş dondurmasının tadına bakmanız Malatya’nın olmazsa olmazları arasındadır. Büyük bir bölümü Malatya sınırları içerisinde kalan Karakaya Baraj Gölü üzerine Kırkgöz Köprü mevkiinde yaptırılan turistik tesislerde adeta herhangi bir deniz kıyı kasabasında olduğu gibi huzurlu bir tatil yapmanız mümkün.

Malatya son yıllarda yapılan devasa alışveriş merkezleriyle son derece renklenmiştir. Özellikle şehrin girişinde bulunan Yeni Belediye binasının hemen yanındaki devasa Malatya Park bunun en açık örneğidir. İçerisindeki yüzlerce mağaza, kafe, sinema, bowling salonu ve çocuklar için hazırlanan onlarca oyun merkezi ile Malatya sakinlerine hizmet vermektedir. Malatya ilinde yaz aylarında oldukça fazla olan sosyal alanlara olan ilgi kış ayı geldiğinde özellikle kapalı alanlara kaymakta. Şehrin her yerinde olmasına rağmen ağırlıklı olarak kanal boyu üzerinde ki kafeler ve alış veriş merkezleri bu ihtiyacı fazlasıyla karşılamaktadır.

Malatya ili eğlence sektöründe oldukça geniş bir yelpazeye sahiptir. İlin muhteşem doğası ziyaretçilerine avcılık sporu alanında da çeşitli imkânlar sunmakta. Dört bir yanı barajlarla çevrili Malatya ilinde balıkçılık sporunu yapmanız oldukça kolay ayrıca mevcut avlanma tarihlerine ve avlanma alanlarına riayet ederek birçok av hayvanı ile karşılaşmanız mümkün. Bir yandan avcılık gibi en eski sporlardan birini yapıp doğanın güzelliklerini en mahrem yerlerine kadar yaşarken diğer yandan yaratıcının bize sunduğu lezzetlerin tadına bakma imkânına sahip oluyorsunuz. Avcılık sporunun haricinde özellikle Karakaya Baraj Gölünde dalgıçlık, Darende Tohma deresinde rafting ve baraj gölü etrafında kuş gözlemleme yapabilirsiniz. Malatya şehri yaz kış tüm misafirperverliği ile siz ziyaretçilerini beklemektedir.

 

MALATYA’DA ÖĞRENCİ OLMAK

Malatya ili sahip olduğu eğitim kurumları, öğrencilerinin sınavlardaki başarısı ve bir üst eğitim kurumuna geçiş oranları dikkate alındığında Türkiye genelinde azımsanmayacak sıralarda yer almaktadır. Örneğin 2010 yılı ÖSS sınavında 145 ve üzeri puan alan öğrenci sayısı bakımından Türkiye’de 9. sıradadır. Malatya’da öğrenci olmak eğitim – öğretimde bir adım ilerde başlamak demektir. Mevcut derslik ve eğitmen durumlarının yanı sıra şehrin sakinlerine sunmuş olduğu temiz havası, suyu, doğal güzellikleri ve modern yapılaşması da başarıyı tetikleyen unsurlar arasında yerini almaktadır.

Malatya’da öğrenci olmak sınıflandırmalar yapılarak anlatılması gereken bir konu olmasına rağmen biz daha çok üniversiteli bir öğrencinin Malatya’da ki hayatından bahsedeceğiz. Muğla ilinin Yatağan ilçesinde doğmuştu, iki erkek kardeşinin yaramazlıkları arasında büyüyen kıvır kıvır saçları olan ev hanımı bir anne ile kaynakçı bir babanın ilk çocuğuydu Özgül. O yıl üniversite sınavı bayağı iyi geçmişti yapmış olduğu tercihlerin sonucunda belki istediği ili kazanamamıştı ama Malatya İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesini yani çocukluğundan beri hayalini kurduğu bölümü kazanabilmişti. Yatağan’dan otobüsle İzmir’e oradan da uçakla Malatya’ya gelen özgül devlet yurduna henüz yerleşemediği için babasının askerlik arkadaşının yardımıyla kanal boyu denilen cıvıl cıvıl cadde üzerindeki özel bir yurda kaydını yaptırdı. İlk zamanlar yollar biraz karmaşık gelmesine rağmen zamanla yeni tanıştığı arkadaşlarının da yardımıyla Malatya uzmanı oluvermişti. Üniversite bünyesinde bulunan öğrenci kulüpleri ve zaman zaman vakit geçirdiği kapalı yüzme havuzu boş zamanlarını geçirmesine fazlasıyla yetmesine rağmen zamanla hayatının monotonlaştığını düşünen Özgül Malatya’yı keşfetmeye karar vermişti. İlk olarak yurdunun da bulunduğu kanal boyunu seçti, harika bir sokak olan kanal boyu Beydağı’nın eteklerinden çıkan minik ırmağın adeta gelin gibi süslenip sokağı tam ikiye böldüğü, sağlı sollu kafeler, restaurantlar, pastaneler ve irili ufaklı onlarca mağazanın bulunduğu özellikle yaz aylarında trafiğe kapatılıp bütün Malatyalıların çoluk çocuk sokağa dökülüp zaman geçirdiği bir alandı. Aslında bir insana başka hiçbir yere gitmeden zaman geçirebileceği bir sokak olmasına rağmen Malatya’yı keşfe karar verilmişti. Ardından yeni açılan Malatya Park’ı arkadaşlarıyla keşfe giden Özgül, alışveriş merkezine geldiğinde bir daha şaşırdı, ne muazzam bir yapı adeta bütün çarşıyı içine alacak kadar büyük ve bir o kadar da modern. En çokta kafelerini ve mağazaları beğenmişlerdi, ardından tam karşıda bulunan özellikle yaz aylarında Malatyalıların akına uğrayan onlarca çay bahçesinin bulunduğu İnönü caddesini boylu boyunca kaplayan yeşillik alanda armut minderler üzerinde semaverin keyfini çıkardılar.

Malatya’da kapalı çarşıda alışveriş yapmak neredeyse bir gelenek. Günümüz modern AVM leri kurulmadan önce tüm Malatyalılar, yeni evlenenler, sünnet yapacaklar ihtiyaçlarını şehrin merkezinde bulunan üzerinde İnönü Anıtının bulunduğu yer altı çarşısında yapmaktaydılar. Kapalı çarşının tarih kokan koridorlarını gezdikten sonra, bakırcılar çarşısı, şire pazarı, ayakkabıcılar çarşısını gezmeden olmazdı. Üniversite yazında gelmesiyle her hafta bir mesire alanına gezi düzenlemeye başlayınca şehri keşfetmeye karar veren Özgül’ün işine gelmişti. Doğanşehir Sürgü Barajı Takas alabalık tesisleri, Darende Gülpınar şelalesi, Akçadağ Sultansuyu Harası At Yetiştirme Çiftliği ve Mesire alanı, Yeşilyurt Mesire Alanı ve temmuz aylarında yapılan kayısı festivalinden dolayı daha bir canlı olan Orduzu Pınar Başı bütün bu mesire alanları Özgül’ü adeta büyülemişti ancak Pütürge Nemrut Dağındaki devasa heykeller ve Battalgazi’deki tarihi mekânlara bayılmıştı.

Malatya yaz aylarını panayır ve kutlamalarla geçiren kış aylarını beyaz örtüsüyle şehri saran karın ve çocuk cıvıltılarının sokakları doldurduğu eski bir medeniyet. Malatya bütün misafirlerine oldukça misafirperver tabi öğrencilere daha bir şefkatli. Havasıyla, doğasıyla, sosyal imkânlarıyla mükemmel ve güvenli bir şehir. Malatya’da öğrenci olmak ana ocağında yaşamaya devam etmek kadar güvenlidir. Her yerde kana kana içebileceğimiz taptaze ve doyurucu suyu olan çeşmeleri var, hatta bu çeşmeler çok komik bir hikâyeye neden olmuştur. İstanbul’dan gelen üniversiteli bir spor kafilesindeki bir sporcunun arkadaşlarına seslenişi, “arkadaşlar dışarıda su var tertemiz, lezzetli, içiliyor hem de beleş.” Özelliklede batı illerinden gelen öğrenciler için insanıyla hiç yabancılık çekmeyecekleri bir yer, bu şehir.

 

MALATYA’DA GEZİLECEK YERLER VE ÖNEMİ

Türkiye’nin tüm şehirlerinde olduğu gibi Malatya’da da gezilip görülecek, tarihe dönüş yapılacak, doğa güzelliği ile huzur bulunacak yerler mevcuttur. Şimdi sizlere bu yerler hakkında bilgi verip eşsiz bir yolculuğa çıkaracağız.

Doğu Anadolu Bölgesi'nde, Malatya İli'ne bağlı bir ilçe olan Yeşilyurt (eski adıyla Çırmık), doğuda Malatya, batıda Akçadağ ve Doğanşehir, güneyde Adıyaman ve Çelikhan ilçesi, kuzeyde ise Malatya ile çevrilidir. Malatya'nın güney kesiminde yer alan ilçe toprakları dağlık alanlardan oluşmaktadır. Adı gibi bozkırın ortasında yemyeşil bir cennet olan bu ilçe kesinlikle görülmesi gereken yerler arasındadır. Derme Suyu'nun geçtiği yerlerdeki bahçeler, Gündüzbey kasabası, Kapılık, Derme Suyu'nun kaynağı olan Pınarbaşı, Kozluk köyü, Şabandede, Davulpınar İnekpınarı, İnek Çayı vadi, Koru Deresi, Güvercin Pınarı ilçenin doğal güzellikleri olup, halkın dinlenme ve mesire yerleridir.

Beşkonaklar, Malatya Şehir Merkezi'nde bulunan, Sinema caddesindedir. Beşkonaklar geleneksel Malatya evlerini temsil ediyor. Genellikle, kerpiç ve ahşaptan yapılan evlerdir. Günümüzde ise Malatya'da böyle evlerden fazla kalmamıştır. Beşkonaklar'ın restore edilmiş olması ve diğer konakların da restore edilmesi, bu kültürel eserlerin gelecek nesillere aktarılması açısından çok önemlidir. Beşkonakların bulunduğu Sinema Caddesi’nde, bu konaklara benzer restore edilmemiş birkaç ev daha bulunuyor.

Aslantepe höyüğü Malatya’nın yeşil ve şirin kasabası Orduzu Belediyesi sınırları içindedir. Aslantepe Höyüğü, binlerce yıl üst üste yığılan pek çok yerleşim tabakasından oluşmaktadır. M.Ö. 5 bin yıllarından M.Ö 712 tarihindeki Asur istilasına kadar şehir olarak varlığını sürdüren tepe daha sonra uzunca bir süre terk edilmiştir. M.S. 5-6 yüzyıllar arasında ise Romalılar tarafından kullanılmış ve daha sonra Bizans nekrapolü(mezarlık) olarak yerleşimini tamamlamıştır. M.S. 5000 yılın sonundan M.S. 4000 sonuna kadar olan zaman süresi içinde güneydeki önemli tarihsel olayların da belirgin olarak yansıdığı Malatya'nın bu bölgesi, her ne kadar Yukarı Mezopotamya'nın bir parçasını oluşturmaktaysa da tam anlamıyla yerel özelliklerini yitirmemiştir.

Battalgazi Kervansarayı’nın oluşumu Anadolu’nun Türkleşmesi yaşanırken, bu gelişme sanat ve mimari alanında da devam etmiştir. Malatya Ulu Cami; bu gelişmenin dışında kalarak İran’daki Büyük Selçuklu İmparatorluğu cami mimari geleneğini Anadolu’da temsil eden tek örnek olarak önem kazanır. Yapının ilk inşasından kısa bir süre sonra başlayıp sonraki dönemlerde devam eden onarım ve ilavelerle orijinal halinden önemli değişikliklerin meydana geldiği bilinmektedir. Muhtemelen Memluklular dönemine ait olduğu sanılmaktadır. (14. yüzyılın 2.yarısı) Malatya 14. ve 15. yy.da Memluk Sultanlarının tayin ettiği valilerce idare edildiği bilinmektedir. Belki de Osmanlı döneminde bugünkü şeklini almıştır. 

Doğu ve Batı Medeniyetlerinin, 2150 m. yükseklikte muhteşem bir piramitteki kesişme noktası, Dünyanın sekizinci harikası Nemrut, Yüksekliği on metreyi bulan büyüleyici heykelleri, metrelerce uzunluktaki kitabeleriyle, UNESCO Dünya Kültür Mirasında yer almaktadır. Nemrut Dağı, üzerinde barındırdığı dev heykellerin ve anıt mezarın yanı sıra, dünyanın en muhteşem gündoğumu ve gün batışının seyredilebildiği yer olmasıyla da ilgi çekmektedir. Her yıl binlerce insan gündoğumu ve gün batışını seyretmek için Nemrut Dağına gelmektedir. UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası olarak ilan edilen Nemrut Dağı, çevresindeki Kommagene Uygarlığı eserleri ile birlikte ülkenin önemli Milli Parklarından biridir. Nemrut Dağındaki dev heykeller ve Tümülüs, Arsameia (Eski Kale), Yeni Kale, Karakuş Tepesi ve Cendere Köprüsü Milli Park sınırları içerisinde yer alıyor.

Somuncu Baba türbesi, Malatya iline bağlı olan Darende ilçesinde yer almaktadır. Somuncu Baba türbesi tam olarak Hıdırlık Zaviye Mahallesinde bulunan Tohma Çayının hemen yakınında yapılmış Şeyh Hamid-i Veli Zaviyesi’nin yakınlarında bulunmaktadır. Somoncu Baba, halkı bilgilendirme görevini alarak Bursa’ya yerleşmiştir. Bursa’da bulunan çilehanenin yakınlarında açtığı fırın sayesinde bölgede tanınmış ve sevilen bir kişi olmuştur. Açtığı fırında ürettiği ekmeklerin bereketinden dolayı halk tarafından Somuncu Baba ismi layık görülmüştür. Somuncu Baba ismini de buradan almıştır. Bunlardan sonra eğitim gördüğü Şam’da bir süre kalmış ve daha sonra Darende’ye gelerek buraya yerleşmiştir. Somuncu Baba, son olarak geldiği ve yaşadığı yer olan Darende’de bu dünyadan ayrılmıştır. 1412 yılında aramızdan ayrılan Somuncu Baba, kendi adını taşıyan Somuncu Baba Camisinin ve Somuncu Baba Zaviyesinin yanında yer alan Somuncu Baba Türbesine gömülmüştür.

Malatya'nın Darende ilçesinde bulunan Günpınar Şelalesi, hem yüksekten düşen sularının görkemiyle hem de çevresini saran ağaçlarıyla doğanın en benzersiz doğası arasındadır. Günpınar Çayı'ndan oluşan şelale, yıl içerisinde fazlasıyla ziyaretçi akınına uğramaktadır. Su zerreciklerinin kayalardan kaydığı sıradaki görüntüsü görülmeye değer bir güzellik sunacak sizlere.Malatya gezinizde mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri olan Günpınar Şelalesi'nin ardından; Sulu Mağara'yı da ziyaret edebilir ve doğanın en güzel yerlerini doyasıya yaşama fırsatı bulabilirsiniz.

 

MALATYA’ DA NELER MEŞHURDUR, NEDEN?

Doğunun inci Malatya’nın neyi meşhurdur? Sorusuna verilecek cevap: yemekleri ve gezilecek yerleri olacaktır. Yemek kültürü çok gelişmiş olan bir şehrimizdir, bunu 493 yemek çeşidinden çok rahat bir şekilde anlayabiliriz. Ayrıca sırf bulgurdan yapılma 70 çeşit köftesi vardır. Bunların yanı sıra dünyaya ihraç edilen en iyi ve kaliteli kayısılar da bu ilimizden çıkmaktadır. Pekmezleri, pestilleri, kayısı ile yapılan tatlıları, sucuğu ve şekerlemeleri ile ağzının tadını bilenlerin şehridir. Yemek kültürünün yanında gezilecek meşhur yerleri de mevcuttur. Buralar; Günpınar Şelalesi, Somoncu Baba Türbesi ve Balık gölü, Pınarbaşı mesire yeri, Aslantepe höyüğü, Karakaya Barajı gölü, Sürgü (Takaz) mesire yeri, Arapgir Meydan Köpage Rankingüsü, Battalgazi kervansarayı, Sultansuyu Harası ve Darende Kudret Hamamıdır.

İlk olarak meşhur kayısından bahsedersek, her yılın temmuz ayında bahçelerden toplanır ve Şire pazarının yolunu tutarlar. %90’ı ihraç edilen kayısıların geri kalanı iç pazarlarda tüketilir. Günkurusu, patik ve kabuk çeşitleriyle satışa sunulur. Ayrıca kayısının çekirdeği, sucuğu, muska şeklindeki şekerlemeleri de vardır.

Malatya’nın diğer bir meşhur yiyeceği pestildir. Dut ve köpük pestilleri şeklinde yapılırlar. Dut pestili, dut pekmezinin kaynatılıp halk dilinde “hıla” denilen temiz örtülere incecik serilir ve kurutulur, isteğe göre üzerine haşhaş tohumu, susam, fındık, fıstık veya çekirdeklerin çekilmişleri dökülerek lezzetlendirilebilir. Daha sonra nişasta yardımıyla çıkartılıp katlanarak saklanır. Kış akşamlarında çayın yanında tüketebileceğiniz lezzetli ve sağlıklı bir yiyecektir. Arasına ceviz içini de sardınız mı lezzetine doyum olmaz. Pestilin diğer türü olan köpük pestili ise un, nişasta, şeker ve sudan yapılır. Buna da isteğe göre meyve sularından meyve aromalı yapılabilir. Özellikle Arapgirin üzümlü köpük pestili meşhurdur. Bu pestil, dut pestiline göre daha kalın ve serttir. Çiğnemesi zor olmasına rağmen zevkle yiyeceğiz bir üründür.

Malatya’nın yemek kültürünün zenginliği birçok yiyeceğinin meşhur olmasını sağlamıştır. İçli köftesi, analıkızlı, sıkma köfte, ekşili köfte, kömbe, kiraz ve dut yaprağı sarmaları (avrat köftesi) bunlardan sadece bir kaçıdır. Yemek dışında meşhur olan gezilecek yerleri de görülmeye değerdir.

Darende’de bulunan Somoncu Baba türbesi hem maneviyatıyla hem de doğa güzelliğiyle huzur bulabileceğiz bir yerdir. Yine Darende’de bulunan Kudret Hamamı, Tohma kanyonunun içerisinde kayaların arasında akan suyu yaz-kış 22 derece sıcaklıkta olan 3 adet havuzdan oluşur. Mükemmel bir eğlence, yüzme ve serinleme yeridir.

Aslantepe höyüğü Malatya’nın yeşil ve şirin kasabası Orduzu belediyesi sınırları içerisindedir. Binlerce yıl üst üste yığılan pek çok yerleşim tabakasından oluşmaktadır. M.Ö. 5000 yıllarından 712 tarihindeki Asur istilasına kadar şehir olarak varlığını sürdüren tepe daha sonra uzunca bir süre terk edilmiştir. M.S. 5-6 yy. arasında ise Roma höyüğü olarak kullanılmış ve daha sonra Bizans nekrapolis (mezarlık) olarak yerleşimini tamamlamıştır.

Atatürk barajından sonra Türkiye’nin ikinci büyük barajı olan Karakaya barajı, Malatya il sınırları içerisindedir. Baraj yapımında meydana gelmiş olan Karakaya gölü yakın bir zamanda kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgesi olarak kabul edilmiştir. Karakaya baraj gölünün çevresinde turistik tesisler bulunmakla birlikte feribot işletmesi çalışmaları da yapılmıştır.

Battalgazi ilçesinde Alacakapı semtinde bulunan bu kervansarayı Bosnalı Silahtar Mustafa Paşa 1673 yılında yaptırılmıştır. Kervansaray ile ilgili 1637-1638 tarihli iki kitabe bulunmaktadır. Bunlardan biri kapalı kısma giriş açıklığı üzerinde, diğeri de Alacakapı mescidi avlusuna sonradan götürülmüştür. Bu kitabe bugün Malatya müzesindedir.

Sultansuyu harası Akçadağ ilçe sınırları içerisinde yer alan alabalık tesisleri ve at çiftliği ile dünyanın en iyi atlarını barındıran yerdir.

Pınarbaşı mesire yeri ve Sürgü (Takaz) mesire yerleri de mangalın ve pikniğin yapılacağı en meşhur yerleridir.  

 

MALATYA’DA NEREDE ÇALIŞILIR

Malatya ilimiz sanayileşmenin de etkisiyle uzun yıllar göç veren illerimiz arasında olmasına rağmen en çok göç verdiği dönemlerde bile hasat zamanın da komşu illerden göç alan bir ilimizdir. Son yıllarda özellikle Malatyalı iş adamlarının ayrıca Malatya’nın eşsiz güzelliği ve güven veren şehirleşmesiyle yerleşmeye karar veren yabancı yatırımcılar sayesinde göç alan doğu illeri arasında yerini almış ve 2014 yılında büyük şehir olmuş ve hızla gelişmeye devam etmektedir. Malatya ilinde istediğiniz her iş kolunda rahatlıkla girişimde bulunup istihdam alanı yaratabilirsiniz. Malatya’da nerde ve hangi iş kollarında iş yapılabilir sorularını tarımsal ve girişimcilik faaliyetleri başlıkları altında incelememizde fayda var.

Tarımsal alanda Malatya ili büyük bir ova ve topraklarının verimli olmasının da getirdiği doğal sonuç olarak Malatya’da tahıl ürünlerinin yetiştirilmesi oldukça karlı sonuçlara neden olmaktadır. Kayısı ile meşhur olan ilimizde dünya kayısı üretiminin %90’lara varan bölümünü karşılamakta bu sonuç ta kayısı ve türevleri ile ilgili iş kollarının yaygın olarak kullanılmasına neden olmaktadır. Malatya’ya geldiğinde dağlarının kelliği gözünüze çarparken bir o kadar da ovalardaki uçsuz bucaksız kayısı bahçelerinin yeşilliği ile büyülenmemek elde değil. Kayısı bahçelerinin bu denli fazla olması tarımsal ilaç ve iş makinesi ile ilgili iş kollarının yaygın bir şekilde yapılmasına, ziraat mühendislerine olan ihtiyacın aynı ölçüde fazla olmasına, hasat zamanı tarım işçilerinin bölgeye akın etmesine kayısı ile yapılan kayısı sucuğu, pestili, şekerlemeleri gibi ürünleri pazarlayan işletmelere son derece rağbet edilmesine hatta kayısı çekirdeğinin kabuğunun modernize edilmiş kalorifer kazanlarında ısınma amaçlı yakıt olarak kullanılmasına neden olmaktadır. Kayısı ürünü ile ilgili son derece fazla olan yatırımın yanında küçük ve büyük baş hayvancılığın da oldukça yaygın ve karlı bir yatırım olduğunu söylememiz yanlış olmayacaktır. Özellikle baraj göllerinin de etkisiyle son on yılda oldukça yumuşayan iklimi ile yer yer muhabbet kuşu üreticiliği ve kültür mantarı yetiştiriciliği gibi bölgeye son derece yabancı olan iş kollarına da rastlamak mümkündür. 

Beyler deresinin karşı yakasında bulunan devasa organize sanayi bölgesinde tekstil başta olmak üzere çeşitli iş kollarına yatırım yapılmakta iş gücü olarak genç bir nüfusa sahip olan Malatya ilinde yatırımcıya kar elde edebileceği uygun maliyetteki iş gücüne kolaylıkla elde edebilme imkanı sunmaktadır. Özellikle ikinci ordunun Malatya ilinde olması İnönü Üniversite’sindeki öğrenci yoğunlu da ilde genel bir tüketim ihtiyacını ortaya koymakta ve arz-talep ikileminin ortaya çıkardığı sonuç ile yatırım merkezi haline gelmesine neden olmaktadır. Malatya ili ova olmasından kaynaklı açık ve düz arazilere sahip ve bu nedenle arsa paylarının özellikle diğer büyük şehirlere nazaran daha düşük olması inşaat sektörüne yapılan yatırımların artmasına inşaat sektöründe ki maddi kolaylıklar ev fiyatlarının diğer şehirlere nazaran emsalleri ölçüsünde daha ucuz olmasına ve Malatya ilinde yaşam standartlarının artıp günümüz tüketim toplumunun farklı alanlarda yapmış olduğu harcamalar nispetinde Malatya ekonomisini canlandırmaktadır.

Malatya gerek havasının yumuşaması gerekse bu huzurlu ortamda yaşayan insanının kibar ve nazik tavrıyla sokakları son derece güvenli, özellikle yaz aylarını karnaval havasında geçiren bir şehir olma özelliği ile ilk anda bir doğu şehri olması hasebiyle çekinilen ziyaret edildiğinde ise insan ailesinden ayrıldığında ne hissediyorsa aynı duygularla ayrıldığı bir şehirdir. Malatya iline yatırım yapmak isteyen veyahut bu ilde çalışıp geçimini sağlamak isteyen tüm dostlarımıza tavsiyemiz ilk önce bu güzel şehri ziyaret edip havasını soluyup leziz suyundan tatmaları ve hiç bir şey yapmadan şehrin kendilerini çekmesine izin vermeleri olacaktır.

 

MALATYA’DA OKULLAR VE EĞİTİM

Malatya ili 2011 adrese dayalı nüfus kayıt sistemine göre 757.930 binlik nüfusuyla %83 lük bir Malatyalı yoğunluğunun olduğu %92.28 okuryazarlık oranına sahip 14 ilçesi 500 e yakın köye sahip önemli illerimiz arasındadır. Malatya ilimiz ÖSYM 2012 kayıtlarına göre 40 anaokulu, 484 ilköğretim, 118 ortaöğretim, 5 Özel Eğitim ve 1 yüksek öğretim kurumuna sahiptir. Mevcut eğitim kurumlarının sayısına bakıldığında yeteri kadar eğitim kurumuna sahip olan ilimizde maalesef Türkiye genelinde ki ortaöğretim öğrencilerinin ilgi ve yeteneklerine göre yönlendirilmesi konusunda ortaya konan çabanın oldukça yetersiz olmasına rağmen şehrin genel okuma oranlarının yüksek olması Malatyalıların özellikle devlet kadrolarında çalışmaya verdiği önem sayesinde toplumsal bir zorlama gibi görünse de Malatyalı gençler bu katalizör sayesinde devlet kadrolarında azımsanmayacak ölçüde kendilerine yer bulabilmişlerdir. Malatya ilimizde orta öğretim ile ilgili sayısal verilere göz attığımızda 39 genel lise, 30 Anadolu lisesi, 1 er spor, fen, sosyal bilimler, tarım meslek, ticaret meslek, MATEM(kız), iş okulu, çok programlı lise, 3 MATEM ( erkek ), 4 kız meslek lisesi, 2 si normal toplam 8 Anadolu imam hatip lisesi bulunmaktadır. Orta öğretimde genel olarak %80’lik bir okullaşma oranına sahip olan Malatya da  genelde 21.8 mesleki-teknik orta öğretimde %36.6 devamsızlık oranı vardır. Devamsızlık oranlarının yüksek olmasına rağmen Türkiye ortalamasının altında hatta okulların ve ailelerin öğrencileri okulda tutma konusunda Türkiye geneline göre daha başarılı olduklarını göstermektedir. Ayrıca öğretmen ve derslik başına düşen öğrenci sayısı ile öğrenci başına düşen kamu harcamaları Türkiye ortalamasının üstündedir. Özel eğitim kurumlarının da gençlerimizin eğitimin de büyük rol aldığını söylemekte fayda var.

Yüksek öğretim denildiğinde Malatya ilinde akla ilk gelen 1975 yılında kurulan İnönü Üniversitesi aklımıza gelmektedir.  İnönü Üniversitesinde 13 fakülte, 4 yüksek okul, 11 meslek yüksek okulu, 4 enstitü, 19 araştırma merkezi bulunmakta 30.000 e yakın öğrenci sayısı ile Türkiye’nin önemli üniversiteleri arasındadır. Girişimcilik ve yenilikçilik durumuna bakıldığında Sabancı Üniversitesi 1. ODTÜ 2. Sıradayken İnönü Üniversitesi ilk 50 ye girememiştir. Öğreti üyesi başına düşen bilimsel yayın olarak 2006 da 0.84 makale sayısı ile 17. Sıradayken, 2010 yılında 0.59 ile 32. Sıraya gerilemesine rağmen Türkiye 131 Üniversite ortalaması 0.67’dir. İnönü Üniversitesi’nin bilimsel üretkenlik durumuna baktığımızda 2012 yılında Atatürk Üniversitesi 15. Sıradayken İnönü Üniversitesi 37. sırada yer almaktadır.

Malatya ilinin eğitim kurumlarını ve oranlarına değindikten sonra sınavlarda ki başarılarına değinecek olursak 81 il arasında ÖSS deki başarı sıralaması 2009 yılında 145 ve üzeri puan alanlar açısından Türkiye genelinde 9. sıradadır. Oranların böyle olmasına rağmen 4 ve 2 yıllık bölümlere yerleşme sayı ve oranları mevcut tablolara göre oldukça kötüdür. Türkiye genelinde 2010 yılında 73. sırada olan Malatya bu konu üzerine yoğunlaşmış yapılan analizlerle bu dereceyi daha iyi hale getirmeye çalışmaktadır.

Yapılan bütün bu açıklamaların ardından imkânlar açısından Malatya ilimiz oldukça iyi olması, sınavlardaki başarılarının yüksek olmasına rağmen yerleştirilme oranlarının düşük olduğunu göz ardı etmememiz gerekiyor. Eğitim imkânlarının yanında temiz havası, güzel doğası, lezzetli suyu ve zihin açan kayısı ile eğitime öncü olma yolunda emin adımlarla ilerlemektedir. Malatya ili geçmişte yetiştirmiş olduğu büyük devlet adamlarından da cesaret alarak daha onlarca, yüzlerce, binlerce ilim ve bilim adamı, devlet adamı yetiştirerek ülkemizin muhasır medeniyetler seviyesine çıkma yolunda daha emin ve hızlı adımlarla ilerlemesine yardımcı olmaktadır.

 

MALATYA’DA TARİHİ YERLER

Malatya’nın tarihi M.Ö. 7000 yıllarına kadar inmektedir. Malatya Hititler, Medler, Persler, Roma İmparatorluğu, Bizans imparatorluğu, Selçuklular, Osmanlılar olmak üzere bir çok medeniyete ev sahipliği yapmış günümüzde ise cumhuriyetin nadide şehirlerinden birisidir. Malatya şehrimizi tarihi mirasları yönünden incelemek istiyorsak ilk olarak şehir merkezini akabinde ilçelerinde bulunan tarihi zenginliklerini motorlu bir araç vasıtasıyla gezebiliriz.

İlk olarak şehir merkezinden başlayalım ve şehrin merkezinde bulunan 1946 yıllarında Nejat Sirel ve Hakkı Bey tarafından yaptırılan İnönü Anıtı, zamanın halkı tarafından 160 bin lira ile yaptırılmış ve bütün ihtişamı ile Malatyalıları selamlamaktadır. Meydandan kışla caddesini takip ettiğimizde yine 1946 yılında Nejat Sirel ve Hakkı Bey tarafından halktan toplanan 130 bin lira ile yaptırılmış Atatürk Anıtını görebiliriz. Atatürk heykelinin hemen karşısında halen ilköğretim olarak kullanılan yapım tarihi 19 y.y. başlarında olduğu tahmin edilen Gazi İlkokulu binası, tam karşısında 1930 yapım tarihli Atatürk Evi ve Halk Eğitim merkezi Binası bu tarihi mekanların eşsiz güzelliklerini keşfettikten sonra Gazi parkını takiben 1900 yıllarında yapım tarihli meşhur Beş Konaklar, aslında toplam on üç adet konak olmasına rağmen binaların yapışık olmasından dolayı bu isimle anılmaktadır. Bu yapılara bir örnek de Niyazi Mısri mahallesinde bulunana 110 yıllık Karakaş Konağı yöresel Malatya evlerine örnek teşkil etmektedir. Malatya çevre yolu üzerinde eski garajlara yakın Çavuşoğlu mahallesinde 17 yy. yapım tarihli Tashoron Kilisesi tavanı çökmüş olmasına karşın ziyaretçilerini ağırlamaktadır. Ayrıca Malatya şehrinin tarihini çok eskilere dayanmasından dolayı kanal boyunda Kernek parkının hemen yanında bulunan Malatya Müzesinde de tarihi eserleri tüm zenginliğiyle görmeniz mümkün. İnönü Anıtının tam karşısındaki otobüs duraklarının arkasında bulunan Mustafa oğlu Yusuf Efendi tarafından 1843 yapım tarihli Yeni Cami’yi görmeden avlusunda ki dondurucu kaynak suyunu kana kana içmeden olmaz.

Malatya şehrinin merkezinde daha çok yakın tarihli merkezler olmasına rağmen ilçelerinde eski medeniyetlere ait eserler bulunmaktadır. İlk olarak merkez ilçe olan Battal Gazi (Eski Malatya) ye geldiğimizde yapımı Bizans dönemine ait büyük bir çoğunluğu tahrip olmuş surlar bizi karşılıyor. 1224 yapım tarihli Selçuklu Hükümdarı Alaaddin Keykubat zamanında yaptırılmış Ulu Cami, 1394 yapım tarihli Memlük eseri olan Vaiz Baba Cami, 13 yy. yapıldığı tahmin edilen Halfetih Minaresi, 1563 yapım tarihli Emir Ömer Türbesi, 1637 yapım tarihli Silahtar Mustafa Paşa Kervansarayı ve gezdikçe keşfedebileceğiniz kiminin belli kimisinin yapım tarihi belli olmayan onlarca tarihi mekanla karşılaşmamız mümkündür. Özellikle turistlerin yoğun olarak ziyaret ettiği ilçelerimizden biri de Pötürge ilçesidir. Malatya merkeze 98 km uzaklıkta olan Pütürge ilçesinin Tepehan beldesi üzerinden Nemrut Dağı üzerinde bulunan yaklaşık iki bin yıl önce Kommagene kralı I. Antiochos tarafından yaptırılmış açık hava tapınağı ve Yunan-Pers sanatının sentezlenerek ortaya çıkan dünyada bir eşi daha bulunmayan devasa heykeller tarih açlığımızı azda olsa dindirmektedir. Pötürge ilçesine gelmişken Uzuntaş köyünde bulunan yapım tarihi belli olmayan Yakubi Patrikliğ






FACEBOOK YORUM
Yorum

DİĞER Güncel Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
FOTO GALERİ
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • Osman Zeki Öner
    Osman Zeki Öner
  • Osmanlı
    Osmanlı
  • Kubat Ötme Bülbül
    Kubat Ötme Bülbül
  • Neşet Ertaş Evvelim Sen Oldun
    Neşet Ertaş Evvelim Sen Oldun
  • Aytaç Doğan İç Benim İçin
    Aytaç Doğan İç Benim İçin
  • İsmail Tunçbilek Derdin ne
    İsmail Tunçbilek Derdin ne
VİDEO GALERİ
YUKARI